Hizmet İhracatında Beyan Dönemi

Bilindiği üzere; 3065 Sayılı KDV Kanunu’nun 11/1-a maddesi ile yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmetler KDV’ den istisna edilmiştir. ‘ Yurt dışındaki müşteri’ tabirinden ne anlamamız gerektiği ise söz konusu kanunun 12/2 maddesinde ‘ikametgâhı, işyeri, kanunî ve iş merkezi yurt dışında olan alıcılar ile yurt içinde bulunan bir firmanın yurt dışında kendi adına müstakilen faaliyet gösteren şubelerini ifade eder. ’ şeklinde ifade edilerek açık bir şekilde anlatılmaktadır. Bununla birlikte; aynı Kanun’ da bir hizmetin yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmet sayılabilmesi aşağıdaki 2 şartın birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır. Bunlar; 1. Hizmetler yurt dışındaki bir müşteri için yapılmış olmalıdır. 2. Hizmetten yurt dışında faydalanılmalıdır. Yukarıda görüldüğü üzere, 3065 Sayılı Kanunun 12/2 maddesinde yurtdışındaki müşteri, hizmetin yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmet olması kavramları açıklanmış olup, ilgili kanunun 11/1-a maddesi ile de yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmetler KDV’ den istisna edilmiştir. Ancak, 26 Seri No’lu KDV Genel Tebliği’nin K bölümünde ise, hizmet ihracatında katma değer vergisi istisnası uygulanabilmesi için aşağıdaki dört şartın birlikte gerçekleşmiş olması zorunlu tutulmuştur. 1. Hizmet Türkiye'de yurt dışındaki bir müşteri için yapılmış olmalıdır. 2. Fatura veya benzeri nitelikteki belge yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmelidir. 3. Hizmet bedeli, döviz olarak Türkiye'ye getirilmelidir. 4. Hizmetten yurt dışında yararlanılmalıdır. Hizmet niteliği gereğince soyut bir kavram olduğu için mal ihracatındaki gibi gerçekten yurtdışı edilip edilmediğinin tespit edilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla Maliye Bakanlığı, herhangi bir suiistimale mahal vermemek adına; tebliğ hükümlerini kanun hükümlerinin üstünde tutarak, hizmet ihracatının istisnaya konu edilebilmesi için hizmet bedelinin Türkiye’ ye getirilmesini 26 Seri No’lu KDV Genel Tebliği’nde ‘ İstisnadan yararlanacak olanın döviz alım bordrosu veya dövizin Türkiye'ye getirildiğini tevsik eden, kambiyo mevzuatına göre geçerli diğer bir belge ile bunu tevsik etmesi gerekmektedir.’ şeklinde ifade ederek zorunlu tutmaktadır. Ancak, 05.12.2009 tarihli 113 Seri No’lu KDV Genel Tebliği yayımlanana kadar hizmetin gerçekleştiği dönem ile hizmet bedelinin döviz olarak Türkiye’ ye getirilmesinin farklı dönemlerde olması halinde bu hizmetin hangi dönemde ve ne şekilde beyan edileceği konusunda kesin bir hüküm bulunmamakta olup mukteza bazında uygulamaya yön verilmekteydi. Konuyu bir örnekle açıklayacak olursak; 2009 yılı Ağustos ayında Türkiye’ deki bir danışmanlık şirketinin yurt dışındaki bir firmaya yönetim ve organizasyon konusunda danışmanlık hizmeti verdiğini ve hizmet ihracatı istisnasının yukarıda sayılan 1. 2. ve 4. şartının sağlanmış olduğunu kabul edelim. Eğer söz konusu hizmetin bedeli 2009 Ağustos dönemi KDV beyannamesinin son verilme günü olan 24 Eylül 2009 tarihine kadar döviz olarak Türkiye’ ye getirildiyse istisnaya ve iadeye konu edilmesinde herhangi bir sorunla karşılaşılmamaktaydı. Ancak bu hizmetin bedeli henüz tahsil edilmediyse veya daha sonraki bir dönemde tahsil edildiyse vergi dairelerince benimsenen uygulama; 2009 Ağustos dönemi KDV beyannamesinde hizmet ihracatı istisnasından faydalanılmayıp bu hizmet bedeli için KDV hesaplanılması ve fatura bedellerinin tahsilinin tamamlandığı dönemde hizmet bedelinin hem indirim konusu yapılması hem de iade konusu yapılması şeklindeydi. Maliye Bakanlığı 05.12.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 113 Seri No’lu KDV Genel Tebliği’nde konuyla ilgili uygulamada karşılaşılan sorunlara bir nebze de olsa açılık getirmiştir. Bu tebliğe göre yurt dışındaki müşteriler için ifa edilen hizmetlerin beyanı; ihracat istisnası kapsamında, hizmetin ifa edildiği dönemde, hizmetin bedelinin Türkiye’ ye gelmesine bakılmaksızın yapılacaktır. Ancak, bu şekilde beyan edilen işlemlerle ilgili yüklenilen ve indirim konusu yapılamayan vergilerin iadesi, hizmet bedelinin tamamının döviz olarak Türkiye’ ye geldiği dönemde yapılacaktır.